• teamfeatdoor

Sene 2014. Slow Food Antalyadoğuyor …


Köy Enstitülü bir büyükbaba, tarlada çalışan, ekip-biçen bir babaanne / dedenin torunu olarak çocukluğumun yaz ayları kimi zaman köyde onların yanında, Antalya’da yaşamamız sebebi ile de kimi zaman da sahillerde geçti. Yazın babaannemlerin yanında tarlada anason da yoldum, soğan da ektik beraber, toprak testiden su da içtik. Büyükbabamların evin bahçesinde her biri birbirinden sağlıklı meyve ağaçları vardı. Erikler, armutlar, kayısılar, vişneler… Arıcılıkla da ilgilenirdi büyükbabam. Meyveler kadar, yediğimiz balda da emeği vardı. Kovanların olduğu bahçe hala gözümün önünde… Ne zaman yanımıza, Antalya’ya gelseler, elleri kolları bahçeden tazecik, doğal ve tadını bugünlerde asla bulamayacağımız lezzette meyve-sebzelerle dolu gelirlerdi. Çocukken çok farkında değildim bunların ne kadar önemli ve değerli şeyler olduğunun. Ne zamanki büyüdüm, gıda seçimlerimi sorgulamaya başladım o zaman anladım ki, gıda anlamında günümüzde durum vahim. Bir tek ülkemizde değil, dünyada gıda güvenliği konusunda ciddi bir eksik var. Tüketicinin kafası karışık, güveni sarsılmış durumda. Çocukluğuma bakınca ben şanslı azınlıktandım. İyi, temiz ve gerçek gıdaya ulaşabilmek ailemiz sayesinde bize nasip olabildi, 11 ucundan da olsa olması gerekenin ne olduğunu tadıp yiyebilme, görebilme imkânımız oldu. Herkes bu kadar şanslı olamayabiliyor. İyi ve temiz gıdaya adil şekilde

ulaşabilmek şansa bırakılacak ya da ailevi imkânlar sayesinde elde edilebilecek bir şey değil, bir devlet politikası haline getirilerek zorunlu hale gelmesi gereken bir konu. İtalya geçmişi olan bir insanım. Orada yaşadığım süre içerisinde evin yakınındaki parkta haftada bir küçük bir pazar kuruluyor, köşede de hep aynı stant oluyordu. Üzerinde SLOW FOOD yazıyordu. Gidip bilgi aldım, inceledim. Çok ilgimi çekti ve “ Neymiş, ne yaparmış, ne işe yararmış neden önemliymiş “ diye araştırmaya başlayınca derin bir saygı uyandırdı. Anlamaya, kavramaya değer bir hareket gibi gelmişti bana. Sonrasında Türkiye’ye kesin dönüş yapmış, “İstanbul’da gezerken üzerinde “ SLOW FOOD DEVRİMİ “ yazan kitabı kaptığım gibi almış, içinde yazan neredeyse her bir başlığın, cümlenin, terimin altını çize çiz


e, her bir etkinliği, kampanyayı internetten araştırarak okumuştum. İtalya’dan iyi temiz ve adil gıdaya dair tüm dünyada ses getiren bu sivil toplum kuruluşunun çalışmalarından ve felsefesinden o kadar etkilenmiştim ki, ilk başta Bra’da bulunan Slow Food merkezine bir kartla, sonrasında bir mektupla ulaşmaya çalışmıştım. Ne ses, ne seda çıkmamıştı Sonra baktım bu böyle olmayacak Türkiye’de Slow Food denince kimler neler yapıyor incelemeye başladım. Slow Food ailesi içinde ilk aradığım kişi Ayfer Yavi olmuştu. Ardından, o zaman Fikir Sahibi Damaklar konviviyumun lideri olan Defne Koryürek’e de ulaşmış, kendisi


nden de bana yol göstermesini rica etmiştim. Sonra Slow Food Bodrum liderimiz Deniz Kurtsan ile tanıştım ve onun da desteği ile 2014 yılında bir avuç güzel insan ile beraber, yaşadığımız bölgenin gastro kültürel çeşitliliğinin ve potansiyelinin farkında olarak Slow Food Antalya’yı kurduk Geçmişimde, çocukluğuma dedemle, babaannem ve büyükbabamla atılan tohumlar, sorumluluk bilinci yüksek, harekete geçmekten korkmayan, iyi gıda adına çözüm arayışında bir insan olarak çiçek açtı belki de. Verdiği meyveleri yazmak da sonraki yazının konusu olsun


25 views0 comments

Recent Posts

See All
İyi, Temiz, Adil Gıda..
  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter

Slow Food Mediterranean, Veri Koruma Politikamıza uygun olarak bilgilerinizi başkalarıyla paylaşmayacaktır.

© 2020 Slow Food Akdeniz  Created by Featdoor.