• teamfeatdoor

Temiz Sohbetlerin bu ayki konuğu Hasan Çağkan Dündar

Updated: Jul 18

Röportaj: Fatma Temel


Temiz Sohbetlerin bu ayki konuğuyla bir araya gelmek için rotamızı Ankara'ya çevirdik.


Coğrafi işaret kavramı nedir, neden önemlidir, ürünlere katma değer sağlayıp ulusal ve uluslararası piyasalarda rekabet gücü katıyor mu, nasıl başvuru yapılır gibi detayları konunun uzmanından Sayın Hasan Çağlayan Dündar’dan öğrenmeye çalıştık. Röportajımızı TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde gerçekleştirdik. TOBB ETÜ’den dokuz yıl önce mezun olan bir genç olarak yıllar sonra değerli bir dostla röportaj yapmak benim için oldukça eşsiz ve keyifliydi. Bu keyifli sohbette Çağlayan’ı kendi sözleriyle tanımak istemez misiniz?


Hasan Çağlayan Dündar kimdir? Bize kendini nasıl tanıtmak istersin? Dünyaya gözlerimi Konya’dan açtım. Üniversite eğitimim için Ankara’ya geldim. Şuan doktora tezime devam ederek akademik hayattan da kopmamaya çalışıyorum. Her ne kadar 9 yaşından beri ailemin yanında iş hayatının içinde olsam da, profesyonel iş hayatına TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV’da başladım. Burada ekonomi politikaları üzerine çalıştım, halen de katkı sağlamaya devam ediyorum. 8 yıldır da TOBB’da Başkanımız Sn. M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun danışmanlığını yapıyorum. 2020’nin başından bu yana Reel Sektör Daire Başkanlığı görevini de yürütüyorum. Kısacası TOBB bünyesinde Türk özel sektörü için çalışıyorum. Çalışmalarımı çok geniş bir kapsamda yürütüyorum. Coğrafi İşaretler de keyif aldığım önemli bir çalışma alanımız.


Bugünlerde öne çıkan başlıklardan biri “Coğrafi işaret”. Peki, coğrafi işaret nedir? Bu kavramdan net olarak neyi algılamamız gerekiyor?

Coğrafi işaret son yıllarda giderek daha çok duyduğumuz, gördüğümüz bir kavram oldu. Ben coğrafi işaretten; 83 milyonun, yani bu toprakların sahip olduğu zenginlikleri, değerleri anlıyorum. Her ilin, her ilçenin yöresel lezzetleri ve değerlerini anlıyorum. 2 Coğrafi işaretlerin üretiminin ve tüketiminin artmasıyla bu kavramı daha çok duymaya ve görmeye devam edeceğiz. TOBB ve Oda-Borsalar olarak coğrafi işaretlere büyük önem veriyoruz. Şuan tescil edilen 500’den fazla coğrafi işaretin yüzde 40’ının başvurusu Oda Borsalar tarafından yapılmıştır. Yine AB’de Oda-Borsalarımız aracılığı ile tescil edilen 3 ürünümüz, süreci devam eden 19 coğrafi işaret başvurumuz var.


Coğrafi işaretli ürünlerin belirlenme, başvuru ve değerlendirilme aşamalarında kullanılan bilimsel altyapı yeterli mi? Öne çıkan kriterler neler? Örneğin uluslararası geçerliliği olan “Ark of taste ürünlerde” ürünün standart reçetesi yazıyor, içerisinde neyin kullanıldığı çok net bir dille ifade ediliyor. Coğrafi işaretli ürünlerinde net bir reçetesi var mı? Kısaca bu ürünler “iyi, temiz ve adil” mi?

Coğrafi işaret, tüketiciler için ürünün kaynağını, karakteristik özelliklerini ve ürünün söz konusu karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantıyı bilimsel araştırmalarla da gösteren ve garanti eden kalite işaretidir. Coğrafi işaret tescili ile kalitesi, gelenekselliği, yöreden elde edilen hammaddesi ile yerel niteliklere bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunması sağlanıyor. Coğrafi işaretler, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil ediliyor. Bir ürünün, tüm veya esas nitelikleri belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşeri unsurlardan kaynaklanıyorsa bu durumdaki coğrafi işaretlere “menşe” deniliyor. Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşmiş olan; üretim, işleme ya da diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşmesi gereken ürünlerin konu olduğu coğrafi işaretlere de “mahreç” deniliyor. 3 Bilimsel araştırmaların da yer aldığı coğrafi işaret başvurularını Türk Patent ve Marka Kurumu değerlendirerek tescil işlemini yapıyor.

Tescil edilen ürünlerin belgesinde, sizin de bahsettiğiniz gibi ürünün reçetesi yazıyor. Coğrafi işaretin, hangi özellikteki girdilerden ve üretim yönteminden burada çok detaylı ve net bir şekilde bahsediliyor. Tescil belgesinde yer alan bu bilgiler, üretici ve tüketiciler açısından hem garantiyi hem de kaliteyi temsil ediyor aslında. Bu yönüyle coğrafi işaretler ile “ark of taste” ürünleri arasında birçok benzerlikten söz edebiliriz. Sizin de bahsettiğiniz gibi coğrafi işaretler iyi, temiz ve adil ürünlerdir.


Coğrafi işaretli ürünlerin ulusal ve uluslararası platformdaki satış/pazarlama stratejisi nedir? Yani somut bir katma değer katıyor muyuz bu ürünlere?

Yakın geçmişe kadar, daha çok coğrafi işaretlerin tescil süreçleriyle ilgilendik. Yani bu ürünlerin varlığını, değerlerimizi korumamız gerektiğini hem üreticilere hem de tüketicilere anlatmaya çalıştık. Aslında coğrafi işaretlerin ülkemizde algısını oluşturmaya çalıştık. Son birkaç yıldır ise coğrafi işaretlerin ticarileştirilmesine daha çok odaklandık. Antalya Ticaret Borsası’nın YÖREX Fuarı’nda ve Ankara Ticaret Odası’nın 4 Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nde TOBB olarak coğrafi işaret üretenlerle ulusal ve yerel perakende zincirlerini bir araya getirdik, B2B görüşmeler yapılmasını sağladık. Bu çalışmaların sonucunda pek çok coğrafi işaret perakende zincirlerinde yer almaya başladı. Şimdi rotamız e-ticaret. Çok yakın zamanda TOBB olarak yapacağımız çalışmalarla pek çok coğrafi işareti e-ticaret portallarında görmeye başlayacağız. Tabi ki burada ihracatı da göz ardı etmemeliyiz. Özellikle AB’de tescilli coğrafi işaretlerin AB’de pazar payının daha çok artması için çalışıyoruz. Bu süreçte TOBB Brüksel Ofisimiz ile daha çok coğrafi işaretin AB’deki perakende raflarında yer almasını planlıyoruz.


Tarsus’un coğrafi işaretli ürünleri olan Tarsus Humusu ve Sarıulak Zeytinyağı’nın yapımında tek bir reçete olmadığını görüyoruz. Slowfood felsefesinde ise ‘Ark of taste’ ürünler tek bir reçeteye tabi olup, bu geleneksel tariflerin kaybolmaması ve sürdürülebilirliği hedefleniyor. Coğrafi işaret kriterlerindeki bir noksanlık giderilebilir mi sence?

Biraz önce de bahsettiğim gibi coğrafi işaretlerin tescilini Türk Patent ve Marka Kurumu yapıyor. Tescil sonrası içerikte herhangi bir güncelleme ihtiyacı olması durumunda Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuru yaparak bu güncellemenin yapılması mümkündür. Bu özel ürünler, geçmişten bugüne aktarıldığı için bu süreçte farklı reçeteler ortaya çıkmış olabilir. Aslında bu farklılıklar da bizim zenginliğimiz. Ancak bu özel ürünlerin niteliğini ve kültürel mirasını bozacak şekilde bir reçete ortaya çıkmışsa buna da müdahale etmek gerekir diye düşünüyorum.


Akıllı tarım uygulamaları, yeni teknolojik altyapılar ile coğrafi işaretli ürünler desteklenebilir mi?

Türkiye’nin genç ve girişimci potansiyeli son yıllarda ciddi bir teknoloji ve dijital dönüşüm ekosistemi oluşturmaya başladı. Öncelikle yazılımda başlayan bu süreç daha sonra savunmaya ve diğer sektörlere de erişmeyi başardı. İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde de bu ekosistemin birçok ürün ve yenilik ortaya çıkardığına şahit olduk. Ailesi de tarım ile uğraşan biri olarak bu ekosistemin akıllı tarım ürünleri de oluşturmaya başlamasından büyük memnuniyet duyuyorum. Akıllı tarım uygulamalarında daha yolun başında sayılır belki ancak gerçekten güzel girişimler, ürün ve dijital hizmetler var. Coğrafi işaretlerin 5 hem üretiminde hem de üreticiden tüketiciye ulaşmasında akıllı tarım uygulamalarıyla etkin bir takip mekanizması kurulabilir. Bunun örnekleri var zaten. Böylece tüketicinin güveni, o ürünün tüm evrelerine hakim olarak daha da artacaktır.


Bir girişimci/üretici tamda bu noktada nereden başlamalı, neyi göz ardı etmemeli? Girişimcilik için Başkanım Sn. M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun çok önemli bir reçetesi vardır. Başkanımız girişimcilerle sohbetlerinde 10 altın kuralı sıralarç Şimdi bunları hatırlatmakta

fayda var. 1.Girişimcilik için hayal kurmak çok önemli 2.Hayali hedefle birleştirmek gerek 3.Çok çalışmadan başarı gelmiyor 4.Yaptığın her işte yenilikçi olman gerek 5.Yaptığın her işi markalaştırman gerek 6.Risk almaktan korkmamak lazım 7.Başarının anahtarı pes etmemek 8.Para, sermaye yok demeyin 9.Ortaklık kurmaktan asla çekinmeyin 10.Herkesin kendi anayasası olmalı İşte girişimci, üretici buradaki 10 altın kuralı göz ardı etmemelidir.


Bakış açımızı biraz değiştirirsek Türkiye, tarımda öne çıkan bir ülke fakat maalesef bu alanda tek bir unicorn girişim çıkaramadık :( sence biz neyi yanlış yapıyoruz ya da neyi doğru kullanamıyoruz?

Buradaki en temel nokta biraz öncede bahsettiğim gibi bir ekosistemi oluşturmaktır. Biz girişimcilik ve teknoloji alanında bir ekosistem oluşturduk. Şimdi de bu ekosistemi tarım ile bir araya getiriyoruz. Haklısın, belki biraz geç kaldık ancak ben asla umutsuz değilim. Tarım alanında önümüzdeki süreçte bir unicorn çıkaracağımıza inanıyorum. Yurtdışında tarım ve teknolojinin buluşmasıyla hiç de alışık olmadığımız temiz et gibi yeni ürünler dikey tarım uygulamaları gibi yeni hizmetler ortaya çıkmaya başladı. Türkiye’nin tarımdaki potansiyeli, bilgi birikimi ve rekabet gücü rakiplerimizden çok daha fazla. İşte bu sebeple genç girişimcilerimizin tarım alanında birçok yeniliği Türkiye’ye kazandıracaklarına inanıyorum. Biraz önce de bahsettiğim gibi bunun ilk örneklerini görmeye başladık. Ben artık bir mobil uygulama ile Konya’daki tarlamızın durumunu takip edebiliyorum.


Konyalısın... Konya’nın coğrafi işaretli öne çıkan ürünleri neler? Ve tabi ki Tarsus Humusu’nun ya da Sarıulak Zeytinyağı’nın tadına baktın mı?

Konya’nın şuan tescilli 8 coğrafi işaretli ürünü var. Bunlar; 1.Akçabelen (Çetmi) Şeker Fasulyesi 2.Akşehir Kirazı 3.Ereğli Beyaz Kirazı 4.Ereğli Siyah Havucu 5.Kadınhanı Tahinli Pidesi 6.Konya Etli Düğün Pilavı 7.Konya Etliekmek 8.Konya Peynir Şekeri Bunlara ilave olarak şuan başvuru aşamasında olan 10 coğrafi işaret var. Hem tescilli hem de başvuru aşamasında olan ürünlerin hepsi özel nitelikli ürünler. İş dolayısıyla sık seyahat eden biriyim. Bu sebeple de şuana kadar Türkiye’nin 76 ilini görme imkânım oldu. İnşallah eksik kalan 5 ili de yakın zamanda tamamlama imkânım olur. Bu zamana kadar Tarsus’ta da 3 kere bulundum ve tabi ki Tarsus’un humusuna ve Sarıulak Zeytinyağı’na hayran kaldım.


Konya, Türkiye’nin buğday ambarı desek yanlış olmaz sanırım. Bu bölgede ata tohumunu korumak için öne çıkan, dikkatini çeken bir proje var mı? Konya, bu alanda neyi doğru yapıyor?

Geçmişten bu yana Konya, Türkiye’nin bu ğday ambarı olarak bilinir. Buğday, Konya’nın tarımdaki rekabetçi gücünde etkin bir rol üstleniyor. Bunda da tohumun önemli bir payı var muhakkak. Konya’da Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Bahri Dağda Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Konya Ticaret Borsası, üniversiteler ve sertifikalı tohum üreten şirketler hem ata tohumunu koruyor hem de ihtiyaca göre yeni nesil tohum üretiyorlar. Biraz önce saydığım kurumlar el ele vererek birlikte çalışıyor. Bilgi birikimi ve tecrübe de birleşince ortaya verimliliği, kalitesi yüksek ve hava şartlarına karşı dayanıklı tohumlar ortaya çıkıyor. Bizler de Bahri Dağdaş Uluslararası Tarsımsal Araştırma Enstitüsüyle dirsek teması halinde çalışıyoruz,

Konya örneğinde olduğu gibi ata tohumlarımızın genetiğiyle oynanmadan korunması ve sürdürülebilirliği neden bu kadar önemli?

İnsan eliyle hem direkt hem de dolaylı olarak ata tohumlarımızın bozulmalarına yol açtık. Bunu bazen doğaya verdiğimiz zararla yaptık. Bazen de daha çok ürün elde etmek için yaptık ama sonuç olarak yüzyıllardır gelen doğallığı bozmuş olduk. Sonrasında da doğanın bize verdiği lezzetlerin tadını alamaz ve özelliklerini hissedemez olduk. Yakın geçmişte bir arkadaşım Gürcistan’dan domates tohumu getireceğini söylemişti, hatta eklemişti “ şu eskiden yediğimiz ağız yakan domates” diye. İşte bu yüzden Borsalar, üniversiteler ve tohumculukta ihtisas kurumlarının ata tohumlarımızı hem korumak hem de sürdürülebilir şekilde gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaya yönelik yaptığı çalışmalar çok önemli. Bu bizim hem geçmiş kültürümüze hem de gelecek nesillerimize borcumuzdur.


Günümüzde en değerli kavram “zaman” fakat zaman kavramına bakış açısında bir yanılgı var sanki hızlı, düşünmene fırsat olmadan, ne yaptığına tam odaklanamadan kaybolup giden bir zaman kavramından bahsediyor insanlar. Birçok işi aynı anda yapabilen bir insan olarak, harekete geçmeden önce durup düşünebilmek, hayatın akışından kopmadan zamanını doğru kullanmak için ne yapıyorsun ve tabi sağlığını göz ardı etmemek için olmazsa olmazların var mı?

Zaman kavramını çok doğru tanımladınız aslında. Aynı anda çok farklı konularla ilgilenmek zorunda olan biri olarak hem hızlı hem de doğru karar vermek zorundayız. Bunu yaparken de hem konuya hakim olmalı hem de vereceğiniz 8 kararın tüm olası sonuçlarını değerlendirmelisiniz. Dışarıdan bakınca çok değişkenli zor bir matematik denklemine benziyor bu durum. Ancak görüldüğü kadar korkutucu değil. Kısıtlı imkânlarla sınırsız olmaya çalışırken muhakkak yeni kazanımlar elde ediyorsunuz. Mesela, çevrenize karşı algınız açık oluyor. Okuduğunuz, dinlediğiniz her şeyi yaptığınız işle nasıl entegre ederim diye düşüyorsunuz. Aslında siz hayatı yaşarken arka planda beyniniz yeni bağlantılar kurmaya uğraşıyor ve gün içinde birçok yeni fikir, proje önerisi çıkarıyorsunuz. Yaptığınız işlere hakim olmak için bu şekilde çalışmak ve yaşamak elzem bir durum artık. Ancak böyle çalışırken de hayatı kaçırdığımın farkındayım. Çoğu zaman pitstop’a girmiş gibi çalışırken sağlığı korumak olmazsa olmaz. Bunun için de doğru ve düzenli beslenmeye ve mümkün olduğunca spor yapmaya özen gösteriyorum.


Biraz da yeme-içme üzerine konuşursak Damak tadına önem veriyor musun?Konya Etli ekmeği mi ya da Etli Düğün Pilavı mı? Peki, Bamya Çorbası? Bu yöresel tatların farkı nedir? Neden çok lezzetliler?

Damak tadına çok önem veririm. Özellikle yemeğin rayihasını hissetmeye bayılırım. Sağlığa dikkat etmek için damak tadına da dikkat etmek gerekiyor. Her şeyi yemek yerine gerçek damak tadı bırakan lezzetleri seçmeye özen gösteriyorsunuz. Konya’nın lezzetleri arasında bir seçim yapmak gerçekten zor. Etliekmek’e erişim imkânı Etli Düğün Pilavına nispeten daha kolay. Etliekmek’in yeri bende ayrıdır ancak Etli Düğün Pilavı’nı daha çok seviyorum. Düğün Pilavı zaten başlı başına bir yemek şöleni. Bu şölenin en olmazsa olmazı da Bamya Çorbası’dır. Çiçek bamyadan yapılan bu özel çorbanın enfes bir tadı vardır. Konya dışından olup bu lezzetin müdavimi olan pek çok arkadaşım var. Konya yemeklerinin lezzetindeki en önemli etken şüphesiz malzemelerin doğallığı ve 9 tazeliğidir. Bunun yanında aşçılarımızın işini sevgiyle yapmasını ve yüzyıllardır gelen bu lezzet kültürünü yansıtmalarını da göz ardı edemeyiz.


Çocukken yediğin etliekmekle şimdiki etliekmeğin tadında farklılık var mı? Varsa sence neden?

Bugün bu dünyanın misafirleri olarak dünyaya, doğaya ve çevreye verdiğimiz zararlardan dolayı şüphesiz doğanın bize verdiği tüm lezzet ve imkanların yapısı bozuldu. En temel gıda maddelerinden bile eski lezzetleri alamıyoruz. Buna ilave olarak, bazı özel gıda ve yemeklere sırf moda olsun diye yeni yorumlar katılmaya başlandı. Tabi ki etli ekmek de bundan nasibini aldı. Hiç anlamadığım bir şekilde etliekmekte boy uzatma yarışına girildi. Ananemin anlattığı gibi; “eskinin etliekmeklerinin boyu kısa eni geniş” olurmuş. Bugün ise boyu uzun, eni ince etliekmekler moda oldu. Çok klasik bir jargon olacak ama eski etliekmeklerin tadı yok maalesef. Ancak geçmişin geleneğini yaşatmaya çalışan birkaç yer var Konya’da. İmkanım oldukça oraları tercih ediyorum etliekmek için.


Olmazsa olmaz içeceğin var mı? Ve hayatını keyifli ve nitelikli kılmak için bu ürünleri nasıl tüketiyorsun?

Bu soruya limonata ve ayran cevabını verebilirim. Diğer içeceklere göre daha doğal ve sağlıklı geliyorlar bana. Kiloma dikkat etmeye çalışırken sırf keyif olsun diye bir şeyleri içmemeye ve yememeye özen gösteriyorum. İhtiyaç duyduğum zamanlarda da en çok limonata ve ayranı tercih ediyorum. Mesela ilk kez tattığım bir lezzet varsa, yemeğin rayihasını hissetmek için yanında sadece su içerim.


Bu eşsiz sohbet için teşekkürler. Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere...

48 views0 comments